TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çiftçi

AGRONEWS - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şehirde Devlet Memurluğundan Köyde Hayvancılığa Haber

Şehirde Devlet Memurluğundan Köyde Hayvancılığa

KIRIKKALE (İHA) - İzmir’de yıllarca devlet memurluğu yaptıktan sonra emekli olan Dursun Kurnaz, şehir hayatını terk ederek memleketi Kırıkkale’nin Balışeyh ilçesine bağlı Yenili köyüne taşındı. Burada küçükbaş hayvancılığa yönelen Kurnaz, kamu bankasından düşük faizli kredi çekerek Halep keçisi yetiştiriciliğine başladı. Kırıkkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne başvurarak Kırsal Kalkınma Programı (KOP) kapsamında Portatif Barınak Projesi’nden yararlanan Kurnaz, küçükbaş hayvan çadırı desteği aldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bağlı veterinerler de düzenli sağlık kontrolleri yaparak hayvanların bakımını denetlemeyi sürdürüyor. Kurnaz, yıllardır hayalini kurduğu işi yaptığını belirterek, "Bu işe heveslendim ve hayvancılığa adım attık. Eskiden beri merakım vardı, hayalimizi gerçekleştirdik. Devletimize hizmet ettik, emekli olduk. Sonrasında yine devletimize ve topluma hizmet etmeye devam ediyoruz; besicilik yaparak, üretim yaparak" dedi. Halep keçisinin yüksek yağ oranına sahip olduğunu ve et verimi açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını söyleyen Kurnaz, şu an 75 hayvanı olduğunu ve bunların yarısının yavruladığını belirtti. Hayvancılığın maliyetli bir iş olduğunu vurgulayan Kurnaz, "Devletin desteği olmadan bu işi yapmak mümkün olmaz. Devlet desteklediği için bu hayvanları alabildik" diye konuştu. Üretimi sürdürebilmek için yem ihtiyacını kendisinin karşıladığını belirten Kurnaz, "Dişi yavruları pazarlamayı düşünmüyorum, üretime devam edeceğim. Hayvancılık için araziye sahip olmak gerekiyor. Arpa, saman ve yemleri kendiniz karşılamalısınız. Ekstra bir araziniz yoksa ve her şeye para verirseniz, bu iş biraz zor olur. Arpa ektik, samanımız vardı. Bu sene yonca ekiyorum, silaj yapacağım. Hayvanların ihtiyaçlarının en az yüzde 50'sini karşılamak gerekiyor, yoksa maddi açıdan zorlanırsınız" dedi. HAYVANCILIĞI DESTEKLEYEN PROJELER SÜRÜYOR Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Veteriner Hekim Mehmet Doğan, bölgedeki küçükbaş hayvan yetiştiricilerine yönelik projelerin devam ettiğini belirtti. Kırıkkale Valiliği ve İl Tarım Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen projeler kapsamında portatif çadır desteği, damızlık koç temini, yemlik ve suluk sağlanıyor. Ayrıca, aşılama çalışmaları, hayvan küpeleme işlemleri ve meralara sulak yapımı gibi projelerle hayvancılık desteklenmeye devam ediyor.

Prof. Dr. Aslan: Haber

Prof. Dr. Aslan: "Doğayı Korumak Gelecek Nesillere Borcumuz"

VAN (İHA) - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, doğayı korumanın tüm canlılar için bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü kapsamında Türkiye’de de farkındalık etkinlikleri düzenleniyor. Prof. Dr. Aslan, merkez olarak 2012’den beri yaban hayatını koruma çalışmaları yürüttüklerini belirterek, doğanın tüm canlıların ortak yaşam alanı olduğuna işaret etti. Ekolojik dengenin korunmasında çeşitli kurumlarla iş birliği içinde çalıştıklarını söyleyen Prof. Dr. Aslan, "Doğal hayat denilince, insan eli değmemiş, bozulmamış yapıdan bahsediyoruz. Tabiat bütün canlıların ortak yaşam alanıdır. Eğer bizler doğayı tahrip eder ve sulak alanları yok edersek ekosisteme zarar vermiş oluyoruz. Bu doğa bizlere emanettir. Bu doğal mirası gelecek nesillere bozulmadan teslim etmek zorundayız. Bunu da hiçbir değişiklik yapmadan gelecek nesillere aktarmalıyız" ifadelerini kullandı. Tarım ve sanayi devrimiyle doğanın büyük zarar gördüğüne dikkat çeken Aslan, "Yaşanabilir bir dünyadan uzaklaşmak üzereyiz. Kaybettiğimiz değerleri kaybettikten sonra farkına vardık. Oysaki elimizdeki değerleri kaybetmeden farkında olmamız gerekiyor. Bu yüzden sulak alanlarımızı, nehirlerimizi ve göllerimizi korumalıyız" dedi.

Amasya’nın İki Lezzeti AB Tescili Yolunda Haber

Amasya’nın İki Lezzeti AB Tescili Yolunda

AMASYA (İHA) - Amasya’nın sembol ürünleri arasında yer alan misket elması ve çiçek bamyası, Avrupa Birliği (AB) coğrafi işaret tescili almak için başvuru sürecine girdi. İki bin yıllık geçmişe sahip elma ile yörede "çeyrek altın" olarak bilinen çiçek bamyası, uluslararası tanınırlık kazanma yolunda. Amasya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Murat Kırlangıç, "Amasya çiçek bamyasının ardından Amasya misket elması için de Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusunu yaptık. 2026 yılı içinde ikisinin de tescilinin geleceğini düşünüyoruz" açıklamasında bulundu. ELMA 2 BİN YILLIK, BAMYA ÇEYREK ALTIN GİBİ DEĞERLİ Arkeolojik kazılara göre 2 bin yıldır yetiştirilen ve kırmızı-yeşil görünümüyle dikkat çeken Amasya misket elması, sadece lezzetiyle değil, sağlık açısından da önemli faydalarıyla öne çıkıyor. Çiçek bamyası ise yüksek besin değeri ve değişmeyen ekonomik değeri nedeniyle "çeyrek altın" olarak adlandırılıyor. AB TESCİLİ DAHA GENİŞ PAZARLARA AÇILMALARINI SAĞLAYACAK Amasya İl Tarım ve Orman Müdürü Gürol Çetin, coğrafi işaret tescilinin ürünlerin tanınırlığını artıracağını belirterek, "Birçok yerde satılan elmalar farklı olmalarına rağmen ‘Amasya misket elması' denilerek satılıyor. Amasya misket elmasının sindirimden tutun da cilt güzelliğine kadar birçok faydası var. Bu elmayı bir defa yiyen diğer elmalarla olan farkını çok net anlayabilir" dedi. "ÇİÇEK BAMYASI ETTEN DAHA BESLEYİCİ" Sabah erken saatlerde toplanıp ip dizilerek kurutulan çiçek bamyası, özellikle Konya ve çevresindeki düğün sofralarının vazgeçilmezi. Çetin, "Besin değeri olarak neredeyse etten daha yüksek. Türkiye'nin Çiçek bamyası ihtiyacını büyük oranda Amasya'mız karşılıyor" diye konuştu. "GRAM ALTINLA YARIŞIYOR" Misket elmasının kilosu 60 TL iken, çiçek bamyasının kuru hali 3 bin TL’yi buluyor. Esnaf Ömer Balkar, "Bamyanın fiyatı çok yükseldi. Gram altınla yarışıyor. Taşova bamya pazarında toptan kilosu 2 bin 800 TL'den satılıyor. Perakende fiyatı ise 3 bin TL'nin üzerinde" dedi.

Van Çöreği Yüksekova Sahur Sofralarına Taşındı Haber

Van Çöreği Yüksekova Sahur Sofralarına Taşındı

HAKKARİ (İHA) - Van mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan Van çöreği, Ramazan ayında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde sahur sofralarının gözdesi haline geldi. Eskiden sadece Van’dan sipariş edilen çörek, artık Hakkari'nin ilçesinde de üretiliyor. Van çöreği, tok tutması ve otlu peynirle iyi bir uyum sağlaması nedeniyle, Yüksekova’daki sahur sofralarının vazgeçilmezi oldu. Vatandaşlar, gece saatlerinde fırınların yolunu tutarak taze çörek almak için sıraya giriyor. "YÜKSEKOVA’NIN SAHUR SOFRALARINI SÜSLÜYORUZ" İlçede 36 yıldır fırıncılık yapan Mirza Işık, artan talepler üzerine Van çöreği üretimine başladıklarını belirterek, "Günde 2 bin çıkartmamıza rağmen çok çabuk tükeniyor. Van çöreğimiz tok tuttuğu için vatandaşlar sahur için tercih ediyor. Sipariş üzerine şehir dışına da gönderiyoruz. 2 yıldır çıkardığımız Van çöreğiyle ilçenin sofralarını süslüyoruz" diye konuştu. LEZZETİNİ TUTTURMAK USTALIK İSTİYOR Van çöreğinin yapımı hakkında bilgi veren Işık, "Meşhur çöreği; tereyağı, süt, şeker, maya, tuz ve unun belli miktarda karıştırılmasıyla 350 derecelik taş fırınlarda elde ediyoruz. Yapımı basit gibi görünse de lezzetini tutturmak kolay değil" dedi. SAHUR SOFRALARININ VAZGEÇİLMEZİ Van çöreğinin sahurda mutlaka tüketilmesi gerektiğini belirten Ferhat Baltacı, "11 ayın sultanı olan mübarek Ramazan ayı çok güzel bir aydır. Biz de gece gece çıkıp Van çöreğini almaya geliyoruz. Malum Mirza ustanın yaptığı Van çöreği sahurun kesinlikle vazgeçilmezi diyebiliriz" diye konuştu.

Palandöken: Haber

Palandöken: "Ramazan Yardımları İhtiyaç Sahiplerine Ulaşmalı"

ANKARA (İHA) - Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Ramazan ayında yapılan yardımların gerçekten ihtiyacı olanlara ulaşmasının büyük önem taşıdığını söyledi. "Ramazan ayında yardımların amacına uygun olarak dağıtılması, kimsenin birbirinden haberi olmadan ihtiyaçların karşılanması, bu ulvi ayın olmazsa olmazıdır. Ancak Ramazan kolileri artık TV ekranlarında ve reklamlarda içinde ne olduğu belli olmayan, ihtiyaç sahibinin gereksinimleri tespit edilmeden hazırlanan ve hediye paketi olarak lanse edilen bir satış stratejisine dönüştü. Yardımların hem yerine ulaşması hem de verilen insanlar için onur kırıcı olmaması önemli. Bunun için ihtiyaç sahiplerinin gereksinimlerinin belirlenmesi, ayni veya nakdi yardımların buna göre yapılması gerekir" diye konuştu. "ESNAF GERÇEK İHTİYAÇ SAHİBİNİ BİLİR" Mahalle esnafının veren el ile alan el arasında köprü kurmaya hazır olduğunu belirten Palandöken, "Acaba ihtiyaç sahibi kişi çocuğunun mamasını mı alacak, elektriği mi kesik, doğal gazı mı yanmıyor ya da başka bir ihtiyacı mı var, bunu en iyi kim bilir? Semtindeki esnaf bilir. Hem Diyanetin hem de yardımları yapacak insanların bu konuda duyarlı olması gerekir. Yıllardır aynı şekilde, hatta kamyonların üzerine çıkılıp reklam yapılmak suretiyle insanları rencide edecek şekilde yapılan yardımlar, yardım değildir. Kimseyi incitmeden, herkesin ihtiyacını tespit ederek ve kullanılabilir ürünler sunarak hareket etmek gerekir. Kendi yemediğinizi başkasına ikram etmek kimseye hayır sağlamaz. Bu nedenle değerli yurttaşlarımızın, bu manevi duyguların gerçekleşeceği güzel ayda yapacakları yardımları ve dayanışmayı bilinçli şekilde gerçekleştirmelerini diliyoruz. Komşularınız, akrabalarınız ve aile büyüklerinizle ağız tadıyla bir Ramazan ayı geçirmenizi temenni ediyoruz. Esnaf ve sanatkarlar olarak bu konunun ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyoruz" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.