TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çukurova

AGRONEWS - Çukurova haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çukurova haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çukurova'da Tropikal Meyve Üretimi Yaygınlaşıyor Haber

Çukurova'da Tropikal Meyve Üretimi Yaygınlaşıyor

Türkiye'nin verimli tarım merkezlerinden biri olan Çukurova Bölgesi, geleneksel tarım ürünlerinin yanı sıra tropikal meyve üretimiyle de dikkat çekiyor. Muz, çilek, avokado, mango, ejder meyvesi ve papaya gibi ürünler, bölge çiftçileri tarafından giderek daha fazla yetiştiriliyor. "Çukurova, tropikal merkez haline gelebilir" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tropikal meyve üretiminin tarıma ve ekonomiye büyük katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: "Tropikal meyveler, geleneksel ürünlere kıyasla daha yüksek katma değere sahip ve ihracat potansiyeli oldukça yüksektir. Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında büyük talep gören bu ürünler, döviz girdisi sağlayarak tarımsal geliri artıracak ve çiftçiler için alternatif gelir kapıları açacaktır. Çukurova’nın iklimi ve toprak yapısı, bu meyveler için ideal bir üretim alanı sunuyor. Doğru teşviklerle bölge, tropikal tarımda önemli bir merkez haline gelebilir." "Ekonomik çeşitlilik artacak" Tropikal tarımın biyoçeşitliliği desteklediğini ve tarımsal sanayiyi geliştirdiğini vurgulayan Doğan, şu ifadeleri kullandı: "Yeni tarımsal üretim modelleriyle yetiştirilen tropikal meyveler, toprak verimliliğini artırabilir ve modern sulama yöntemleriyle sürdürülebilir tarıma katkı sağlayabilir. Ayrıca, işlenmiş meyve üretimi (kurutulmuş narenciye, mango, avokado yağı gibi) bölgenin tarımsal sanayisini geliştirebilir. Bu süreç, hem ekonomik çeşitliliği artırır hem de tarım sektöründe yeni istihdam alanları açarak kırsaldan kente göçü azaltabilir." "Doğru planlama ve destekler önemli" Doğan, tropikal meyve üretiminin sürdürülebilir bir şekilde yaygınlaşması için doğru planlamanın ve devlet desteklerinin gerekliliğine dikkat çekerek şunları ekledi: "Çiftçilerin yeni tarımsal ürünlere teşvik edilmesi, bölge ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır. Tropikal meyve üretiminin artmasıyla Çukurova, tarımsal kalkınmada öncü bölgelerden biri haline gelebilir."

Tarımda Don Tehlikesi: Ürün Rekoltesi Düşecek Haber

Tarımda Don Tehlikesi: Ürün Rekoltesi Düşecek

ANKARA (İHA) - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal üretimi etkileyen don afetine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Don olaylarının başta Adana, Mersin ve Hatay olmak üzere Akdeniz bölgesinde ciddi zarara yol açtığını belirten Bayraktar, "Gelecek yıl ürün rekoltesinde de azalma olacağı tahmin ediliyor. Patateste Çukurova bölgesinde nisan sonu gibi hasat edilmesi planlanan ürünlerde dondan dolayı yüzde yüze yakın hasar olması bekleniyor" dedi. Bayraktar, tarım sektörünün doğal afetlerden en çok etkilenen sektör olduğunu vurgulayarak, özellikle sebze ve meyve üretiminin bu durumdan büyük zarar gördüğünü söyledi. Don afetinin şeftali, kayısı, erik, patates, karpuz ve narenciye gibi ürünlerde ciddi hasar oluşturduğunu ifade etti. Aynı zamanda kabak, patlıcan, biber ve salatalık gibi sebzelerin de olumsuz etkilendiğini belirten Bayraktar, zarar gören tüm üreticilere geçmiş olsun dileklerini iletti. "ÜRETİCİLERİN KREDİ BORÇLARI FAİZSİZ ERTELENMELİ" Hasar tespit çalışmalarının başladığını bildiren Bayraktar, doğal afet sonrası çiftçilerin zararlarının eksik hesaplanmaması gerektiğine dikkat çekti. "Doğal afet sonrası hasar tespit aşamasında birçok sorun çıkmakta ve çiftçilerimizin zararı olduğundan daha düşük gösterilebilmektedir. Aynı şeylerin yaşanmaması adına çiftçilerimizin zararı hakkaniyetli bir şekilde belirlenmelidir. Don afetinden zarar gören bölge, ülkemiz tarımsal üretimi için önemlidir. Yine 2 yıl önce şubat ayında bu bölge depremin merkezindeydi. Henüz depremin yaraları tam olarak sarılmadan yaşanan bu afet bölgedeki çiftçilerimize ve ülke tarımına büyük zarar verir. Kesin raporlar çıkmasa da yüzde 100’lere varan hasar oranlarının olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla don afetinden zarar gören üreticilerimizi kaybetmemek adına bölgedeki üreticilerimizin kredi borçları faizsiz ertelenmelidir. Ayrıca yetkili kurumlar harekete geçerek üreticilerimizin bu zararını telafi edici yardımlar yapmalıdır" dedi. Tarımın ülke ekonomisi ve gıda arz güvenliği açısından kritik bir öneme sahip olduğunu hatırlatan Bayraktar, don afetinin etkilerinin sadece üreticileri değil, tüketicileri de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Afetin hem açık alanda hem de sera üretimi yapılan bölgelerde fiyat artışlarına sebep olabileceğini belirterek, Ramazan ayıyla birlikte gıda fiyatlarının daha da yükselmesi endişesi taşıdıklarını vurguladı. SEBZE VE MEYVE FİYATLARI REKOR ARTIŞ GÖSTERDİ Bayraktar, Şubat ayı üretici ve market fiyatlarını değerlendirerek, özellikle sebze ve meyve fiyatlarında büyük artışlar yaşandığını açıkladı. "Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlara baktığımızda, bu yıl markette 39 ürünün 36’sında fiyat artışı, 2’sinde fiyat düşüşü olurken, 1 ürünün fiyatı değişmedi. Markette en fazla fiyat artışı yüzde 160,2 ile beyaz lahanada görüldü. Beyaz lahanadaki fiyat artışını yüzde 94,1 ile kabak, yüzde 80,9 ile limon, yüzde 62,5 ile yumurta izledi" dedi. Öte yandan, fiyatı düşen ürünler arasında yüzde 18,1 ile patates ve yüzde 1,5 ile karnabahar bulunduğunu belirtti. Tüketicilerin geçen yıla kıyasla beyaz lahanayı 2,6 kat, kabağı 1,9 kat, limonu 1,8 kat ve yumurtayı 1,6 kat daha pahalıya almak zorunda kalacağını vurguladı. Üretici fiyatlarında da büyük değişimler yaşandığını belirten Bayraktar, "Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 594,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 201,6 ile kabak, yüzde 184,2 ile beyaz lahana, yüzde 141,4 ile salatalık izledi" dedi. FİYAT FARKI KURU FASULYEDE ZİRVEDE Market ve üretici fiyatları arasındaki farkın en fazla kuru fasulyede yaşandığını açıklayan Bayraktar, "Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 217 ile kuru fasulyede görüldü. Kuru fasulyeyi yüzde 207,4 ile havuç, yüzde 197,9 ile kuru kayısı ve yüzde 196,6 ile Antep fıstığı takip etti. Kuru fasulye 3,2 kat, havuç 3,1 kat, kuru kayısı ve Antep fıstığı 3 kat fazlaya markette satıldı. Üreticide 33 lira 29 kuruş olan kuru fasulye 105 lira 54 kuruşa, 13 lira olan havuç 39 lira 96 kuruşa, 150 lira olan kuru kayısı 446 lira 80 kuruşa, 250 lira olan Antep fıstığı 741 lira 48 kuruşa markette satıldı" dedi. Bayraktar, market raflarında da fiyat artışlarının devam ettiğini belirterek, "Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 35,8 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 30 ile havuç, yüzde 27,3 ile portakal, yüzde 19,4 ile kabak izledi. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 20,4 ile karnabahar oldu. Karnabahardaki fiyat düşüşünü yüzde 13 ile yeşil soğan, yüzde 11,1 ile marul, yüzde 10,6 ile pırasa ve beyaz lahana izledi" ifadelerini kullandı. LİMON VE PATATES ÜRETİMİNDE BÜYÜK KAYIP BEKLENİYOR Bayraktar, özellikle limon ve patates üretiminde büyük kayıplar yaşanacağını belirtti. "Limonun dallarda azalması nedeniyle hasadı da azaldı. Diğer taraftan yaşanan don olayı narenciye çiçek ve sürgünlerinin yanmasına, zarar görmesine sebep oldu. Gelecek yıl ürün rekoltesinde de azalma olacağı tahmin ediliyor" dedi. Patates üretiminde de ciddi sıkıntılar olduğunu belirten Bayraktar, "Patateste Çukurova bölgesinde nisan sonu gibi hasat edilmesi planlanan ürünlerde dondan dolayı yüzde 100'e yakın hasar olması bekleniyor. Nevşehir, Niğde ve Ödemiş'te, Çukurova bölgesinde yaşanan don ve soğuk hava sebebiyle ürün fiyatları yükseldi" diye konuştu. Kabak ve patlıcandaki fiyat artışının hem don afetinin hem de artan taleplerin etkisiyle yükseldiğini açıklayan Bayraktar, kuru soğanda da sezon sonuna yaklaşıldığı için fiyatların yükseldiğini belirtti. "Depolarda kalan ürün miktarı azaldı ve çürümeler nedeniyle zayiat oluştu. Bu da fiyatların yükselmesine neden oldu" dedi. NARENCİYE HASADI DON NEDENİYLE DURDURULDU Bayraktar, mandalina ve portakal hasadının sona yaklaştığını, don nedeniyle Çukurova bölgesinde narenciye hasadının durduğunu açıkladı. Dona karşı önlem alan üreticilerin daha az zarar gördüğünü fakat genel olarak büyük bir rekolte kaybı olacağını açıkladı. Bunun da ilerleyen dönemde fiyatların artmasına neden olacağına işaret etti. Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün bu tür doğal afetlerden korunabilmesi için üreticilere yönelik destek mekanizmalarının hızla devreye sokulması gerektiğini belirterek, çiftçilerin zararlarının hafifletilmesi adına gerekli önlemlerin bir an önce alınması çağrısında bulundu.

Aşırı Sıcaklar Çukurovalı Çiftçileri Zor Durumda Bıraktı Haber

Aşırı Sıcaklar Çukurovalı Çiftçileri Zor Durumda Bıraktı

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, 2024 yılında Çukurova'da yaşanan aşırı sıcakların birçok ürüne zarar verdiğini ve rekolte kayıplarına yol açtığını belirtti. Doğan, çiftçilerin bu yıl maliyetleri karşılayamadığını ve ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Doğan, çiftçilerin borçlarının ertelenmesi ve daha fazla destek sağlanması gerektiğine dikkat çekerek, "2024 yılı Çukurovalı çiftçiler için adeta bir kabusa dönüştü. Aşırı sıcaklar, ürünleri yaktı ve verim kayıplarına neden oldu" dedi. Bu yıl çiftçilerin hiçbir üründen para kazanamadığını vurgulayan Doğan, üretim maliyetlerinin çok yüksek olduğunu ifade etti. Başkan Doğan, iklim değişikliği ile birlikte aşırı sıcaklıklar ve kuraklık gibi hava olaylarının tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini belirterek, acil önlemler alınması gerektiğini dile getirdi: "Sıcaklıkların yükselmesiyle ürünler yandı, sulama suyu yetmedi ve verim ciddi anlamda düştü." "Tarım Sektörüne Daha Fazla Yatırım Yapılmalı" Tarımın Türkiye’nin gıda güvenliği açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Doğan, çiftçilerin borçlarının ertelenmesi gerektiğini belirtti: "Eğer bankalar çiftçilere borç erteleme gibi bir kolaylık sağlamazsa, birçok çiftçi iflas edecek ve bu da tarım sektöründe büyük bir çöküşe yol açacak." Doğan, tarım sektörüne yatırım yapılması ve çiftçilere yönelik desteklerin artırılması gerektiğini ifade ederek, çiftçilerin rahatlatılmasının tarımın sürdürülebilirliği için hayati önem taşıdığını söyledi.

Adana çiftçisine ‘su yok, ekim yapmayın’ uyarısı Haber

Adana çiftçisine ‘su yok, ekim yapmayın’ uyarısı

Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği, çiftçilere güzlük soğan, patates, sarımsak ve çeşitli sebzelerin ekilmemesi gerektiğini söyledi. Çiftçiler ise bu önlemlerin gelecek sene ürünlerin fiyatına yansıyacağını belirtti. Tarımsal üretimde önemli bir yer tutan Adana’da, Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği tarafından çiftçilere güzlük ekim yapmamaları yönünde resmi bir uyarı yapıldı. Uyarıda, mevcut suyun sadece meyve bahçelerine yeteceği, güzlük soğan, patates, sarımsak ve çeşitli sebzelerin ekilmemesi gerektiği, aksi halde su verilemeyeceği belirtildi. Çiftçilere ‘su yok’ uyarısı Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği tarafından Yüreğir, Ceyhan, Sarıçam ve Karataş ilçelerindeki mahalle muhtarlarına gönderilen resmi yazıda şu ifadelere yer verildi: “12.07.2024 tarihi itibarıyla Seyhan Barajı’nda 357.31 hm3 sulamada kullanılabilir su bulunmaktadır. Bu miktar, sadece çok yıllık bitkilerin (narenciye, her çeşit meyve bahçesi, her çeşit fidan vb.) su ihtiyaçlarını karşılayabilecektir. Güzlük ekim (soğan, sarımsak, patates, her çeşit sebze vb.) yapılması halinde, çok yıllık bitkilere su verilememesi riski ortaya çıkacaktır. Kendi imkanları ile sulama yapabilecek çiftçiler (dere yatağı ve drenaj kanallarından sulama yapanlar hariç) dışında, güzlük ekim için su verilmesi mevcut su bütçesi ile mümkün görülmemektedir. Bu kapsamda, güzlük ürün ekilmesi durumunda mevcut su bütçesi ile su verilemeyeceği hususunun mahalle halkına duyurulması gerekmektedir." “Aşırı sıcaklar sıkıntılı oldu” Konuyla ilgili Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Başkan Doğan, aşırı sıcakların kuraklığa yol açtığını belirterek, "Aşırı sıcaklar Adana’da çok sıkıntılı oldu. 2023 yılından 2024 yılına geçerken yeterli yağış olmadığı nedeniyle barajlarda çok su olmadı. Adana’da günlük 20 milyon metreküp tarımsal sulama için su kullanıyoruz. Yedigöze Barajı’ndan gelen su 10 milyon metreküp. Ancak mısır sulaması ovada bittikten sonra rotasyona gidildi ve 5 gün bir bölge, 5 gün diğer bölgeye su verilmeye başlandı" ifadelerini kullandı. “40 santimetrelik su kaldı” Çatalan Barajı’nda Adana için sadece 40 santimetrelik kullanılabilir suyun kaldığını vurgulayan Doğan, "Çatalan Barajı’ndaki kot şu anda 115.40 metre. Sistemler gereği orada sadece 40 santimetrelik kullanılabilir su kaldı. 115 metrenin altına su indiğinde sistemler otomatik suyu kesiyor. Şu anda su kısıtlamasına gidildi. Güzlük ürün olan marul, sarımsak, patates ve soğan ekmeyin uyarısı geldi. Sadece mevcut dikili ağaçlara ve seralara su verilecek. Oralara verilen su da sonbahara kadar yeter mi bilinmiyor. Adana bölgesinde su kıtlığı yaşanıyor" diye konuştu. "Açık sistemler kapalıya dönmeli" Çukurova’da halen açık kanaletlerle ve vahşi sulama yöntemiyle sulama yapıldığını aktaran Mehmet Akın Doğan, "Bir an önce kapalı sistem sulamaya geçilmesi gerekiyor. Eğer kapalı sisteme geçilmezse su sıkıntısı yaşamaya devam edeceğiz. Çatalan Barajı’ndaki 2 milyar 100 milyon metreküp suyun ancak her yıl 3’te 1’ini kullanabiliyoruz. 115 metrelik sistemin 100 ve 110 metreye indirilmesi halinde su sıkıntısı yaşamayacağız" ifadelerini kullandı. Öte yandan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, bu önlemlerin gelecek sene ürünlerin fiyatına yansıyacağını söyledi. Uyarı gönderilen muhtarlardan olan Ali Hocalı Mahalle Muhtarı Ahmet Ortatepe, "Maalesef ’su yok’ denilerek bir uyarı geldi. Şu anda zaten ana kanalda su var ama 5 günde bir rotasyon yapılıyor. Su sıkıntısı maalesef var" dedi.

Çukurova’da ilk kez ekilen karabuğdayın hasadı yapıldı Haber

Çukurova’da ilk kez ekilen karabuğdayın hasadı yapıldı

Adana Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Çukurova’da ilk defa ekimi gerçekleştirilen karabuğdayda dekardan alınan ortalama üzerindeki verim, bölgeye yeni bir ürünün kazandırılmasına yönelik çiftçiye umut oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından desteklenen ve Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile Ceyhan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından ortaklaşa yürütülen ’Karagün Dostu Karabuğday’ projesinde Ceyhan ilçesinde 4 farklı mahallede üreticilere deneme ekimi gerçekleştirildi. Mart ayının son haftasında gerçekleştirilen ekimlerin ardından, karabuğdaylar ortalama 90 günlük yetişme periyodunun ardından haziran ayının ikinci haftasında hasat edilecek duruma geldi. Glutensiz un tüketimine ihtiyaç duyan çölyak hastalarının daha kolay ve ucuz gıdaya ulaşmasını mümkün kılan ve sulamaya ihtiyaç duyulmayan karabuğdayın, mart-haziran döneminde bölgede alternatif ürün olarak yetiştirilmesi hedefleniyor. "Karabuğday, Çölyak hastalarına ucuz ve güvenilir besin kaynağı olarak öne çıkıyor" Ceyhan ilçesi Dağıstan Mahallesi’ndeki deneme ekiminin yöre üreticisine tanıtılması amacıyla düzenlenen tarla gününe katılan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, geliştirilen ve yeni tescili yapılan çeşitlerin tanıtımının yapılması ve ekiminin yaygınlaştırılması amacıyla yenilik ve yayım projeleri yürütüldüğünü söyledi. Kökçüoğlu, “Bu kapsamda bugüne kadar buğdaydan mısıra, soyadan arı otuna, pamuğa kadar birçok ürün için projeler hazırlayıp tanıtımlarını yaptık. Bu yıl da "Karagün Dostu Karabuğday" yenilik ve yayım projesini hayata geçirdik. Karabuğday, özellikle Çölyak hastalarına ucuz ve güvenilir besin kaynağı olarak insan beslenmesinde öne çıkmaktadır. Glutensiz gıdaların fiyatlarının yüksek olması, alım gücü düşük Çölyak hastaları için çok ciddi bir problem teşkil ediyor. Karabuğday da gluten duyarlılığı olan vatandaşlarımızın ihtiyacı olan ürünler için vazgeçilmez önemde. Biz de Türkiye’de neredeyse her ürünün üretildiği Çukurova’da bu yönde hayata geçirdiğimiz projeyle hem bu vatandaşlarımızın gıdaya daha ucuz ulaşması hem de yöre çiftçilerine alternatif ürün önerisinde bulunmak istedik" dedi. Çukurova’da ilk kez ekildi Bu yıl Ceyhan ilçesinde 4 ayrı lokasyonda 5’er dekar alanda karabuğday ekimi yapıldığını hatırlatan Kökçüoğlu, “Karabuğday ekilişi Çukurova’da ilk defa yapılmaktadır. Bu deneme sahalarında hiçbir sorun yaşanmamış olup, Türkiye ortalaması 120 kilo olan üründen dekara 150 kilogram verim bekliyoruz. Fiyat olarak da tahıl olan buğdayın yaklaşık 2 katı kadar fiyat oluşmaktadır. Karabuğday, gerek verim gerekse fiyat olarak yöre çiftçilerimiz için son derece mantıklı bir alternatif ürün olarak öne çıkıyor. Suya ihtiyaç duymaması sebebiyle bu tür ürünleri su kıtlığı olan günümüzde daha çok yaygınlaştırmak durumundayız" şeklinde konuştu. Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden Araştırmacı Dr. Ahmet Güneş ise karabuğdayın önemli özelliklerini makinalı tarıma uygun olması, su istememesi, gübre ve zirai ilaç istememesi olarak sıraladı. Programda daha sonra 5 dekarlık karabuğday denemesi normal buğday biçerdöveri ile hasat edildi.

Bu sarımsağı gören bir daha bakıyor Haber

Bu sarımsağı gören bir daha bakıyor

Adana’da bir doktorun hobi olarak evinin bahçesinde yetiştirdiği fil sarımsağı, görenleri hayrete düşürüyor. Adana’da aile hekimi doktor Ali Tuna’ya (58), 2018 yılında arkadaşı öğretmen İdris Temiz (33) Tayland’dan getirdiği 1 diş fil sarımsağını (Elephant Garlic) ekmesi için verdi. Merkez Çukurova ilçesindeki evinin bahçesine sarımsağı eken Tuna, normallere göre 3-4 kat büyük bir sarımsak elde etti. Bunun üzerine elde ettiği sarımsağı tekrardan eken Tuna sarımsağı çoğaltarak yetiştirmeye devam etti. Gören şaşırıp yine bakıyor Sarımsağın büyüklüğü nedeniyle gören bir daha dönüp bakıyor. 6 yıldır ektiği sarımsaktan yüzlerce tohum elde eden Tuna, bu sene 1 dönüm tarla kiraladı ve orada ekim yaptı. Yüzlerce kilogram sarımsak hasat eden Ali Tuna, bu sene de o sarımsakları yine ekip tohumlarını çoğaltacak. Türk tarımına kazandırmak istiyor Fil sarımsağının Çukurova’ya uyum sağladığını belirten Ali Tuna, su istemeyen sarımsak cinsinin Türk tarımına kazandırılmasını istiyor. "1 diş olarak aldığım sarımsağı bu hale getirdim" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Ali Tuna, "Küçüklüğümden bu yana tarıma ilgim var. Araştırma ve geliştirmeyi çok seviyorum. Bu fil sarımsağını 2018 yılında Tayland’dan gelen bir arkadaşım hediye olarak verdi. Ben de bu sarımsağı çoğalttım ve çok büyüdüğünü fark ettim. Bu sarımsağı Türk tarımına kazandırmak istedim. 1 diş olarak aldığım sarımsağı bu hale getirdim. Ancak bu sene 1 dönüm tarla kiralayıp ekim yaptım. Artık elimdeki tohum miktarı rahatlıkla bir tarlayı ekebilecek hale geldi" ifadelerini kullandı. "Organik bir ürün" Sarımsağı Türk tarımına kazandırmak için yetkililere ulaşmayı hedefleyen Tuna, "Bu sarımsağın büyüklüğü nedeniyle sanayide kullanılması daha uygun olacaktır. Kabuğu çok kolay soyulabiliyor. Bu sarımsakta mantar hastalığı olmuyor ve yetiştirirken hiç tarım ilacı kullanılmıyor. Organik bir ürün olduğunu söyleyebilirim. Adana toprağını çok sevdi. Adana iklimine yakın illerde bu ürün kesinlikle çok iyi tutacaktır” diye konuştu. Kastamonu Taşköprü sarımsağıyla kıyaslama yapan Tuna, yerli sarımsağın keskinliğinin daha iyi olduğunu söyledi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.