TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim Değişikliği

AGRONEWS - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de 'Kırbaç Etkisi': Aşırı Yağış ve Kuraklık Yangınları Haber

Türkiye'de 'Kırbaç Etkisi': Aşırı Yağış ve Kuraklık Yangınları

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Türkiye’de iklim değişikliğinin etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dünya genelinde sıcaklık artışının 1,5 dereceyi aştığını belirten Salihoğlu, Mersin Körfezi ve Doğu Karadeniz’de bu artışın 2,5 dereceye kadar çıktığını söyledi. 'Kırbaç etkisi' olarak adlandırılan aşırı yağış ve ardından gelen kuraklık nedeniyle yangın riskinin arttığını vurguladı. Kırbaç Etkisi Nedir? Son yıllarda aşırı hava olaylarının arttığını belirten Prof. Dr. Barış Salihoğlu, 'kırbaç etkisi'nin tehlikelerine dikkat çekerek şu açıklamada bulundu: "Önce aşırı yağış yaşanıyor, ardından gelen kuraklık nedeniyle bitki örtüsü hızla kuruyarak yangına yol açan bir yakıta dönüşüyor. Aynı durum aşırı kuraklıktan sonra gelen ani yağışlarla da görülebiliyor. Kurumuş toprak suyu çekemediği için sel felaketleri meydana geliyor. Türkiye’de özellikle Akdeniz ve Karadeniz bölgeleri bu konuda yüksek risk taşıyor." Türkiye'de Aşırı Sıcaklık Artışı Dünya genelinde 2024 yılının en sıcak yıl olarak kayıtlara geçtiğini belirten Salihoğlu, şu ifadeleri kullandı: "İklim değişikliği hedefi olarak belirlenen 1,5 derecelik sıcaklık artışını geçtik. Türkiye’de Mersin Körfezi ve Doğu Karadeniz’de sıcaklık artışı 2,5 dereceye ulaştı. Bu artış, deniz ekosistemlerini de olumsuz etkiliyor. Buharlaşma ve tuzluluk oranı artarken, Karadeniz’de deniz dolaşımı değişiyor. Okyanus asitlenmesi de ekosisteme zarar veriyor." Toprak Nemindeki Azalma Yangınları Tetikliyor Salihoğlu, düşük nemli toprakların yangın riskini artırdığını vurgulayarak, tarımsal faaliyetlerin ve yangın önleme planlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. "Toprak neminde yüzde 20’ye varan azalma görülüyor. Bu, yangınların daha kolay yayılmasına neden oluyor. Karadeniz Bölgesi’nde aşırı yağışların daha da artacağını tahmin ediyoruz. Şehir planlamasından afet önleme stratejilerine kadar her alanda bilimsel verileri dikkate alarak önlemlerimizi geliştirmeliyiz." İklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha belirgin hale gelirken, uzmanlar acil önlem alınmadığı takdirde Türkiye’nin aşırı hava olayları nedeniyle büyük felaketlerle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.

Antalya’dan 80 Milyon Dal Çiçek İhracatı Haber

Antalya’dan 80 Milyon Dal Çiçek İhracatı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla çiçek ihracatında hareketlilik yaşayan Antalya, bu yıl yaklaşık 80 milyon dal çiçek ihraç etmeyi hedefliyor. Türkiye’nin kesme çiçek üretiminde önemli bir merkez konumunda olan Antalya, başta Avrupa olmak üzere birçok ülkeye sevkiyat gerçekleştiriyor. Kadınlar Günü için en çok kırmızı karanfil tercih edilirken, diğer renklerdeki karanfiller de yoğun ilgi görüyor. "Avrupa’ya Yoğun Sevkiyat Devam Ediyor" Çiçekçiler Birliği Dış Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Göbüş, Kadınlar Günü öncesi yoğun bir ihracat süreci yaşandığını belirterek, "Şu anda Avrupa’ya yoğun bir şekilde çiçek sevkiyatımız sürüyor. Özellikle kırmızı karanfile büyük talep var. Tahmini olarak 80 milyon dal çiçek ihraç edeceğiz ve yaklaşık 9-10 milyon dolar gelir bekliyoruz" dedi. "Lojistik Avantajı Rekabet Gücümüzü Artırıyor" Antalya’nın kesme çiçek ihracatında lider konumda olduğunu vurgulayan Göbüş, lojistik avantajların Türkiye’yi rakip ülkeler karşısında güçlü kıldığını belirtti: "Kenya ve Kolombiya gibi ülkeler, Avrupa’ya çiçeklerini uçak ya da deniz yoluyla göndermek zorunda. Biz ise kara yoluyla 4-5 günde Avrupa’daki alıcılara ulaştırabiliyoruz. Bu da büyük bir avantaj sağlıyor" diye konuştu. "İklim Değişikliği Üretimi Etkiliyor" Göbüş, iklim değişikliğinin üretim sürecine etkisine de değinerek, "Ani hava değişimleri ve yağış azlığı üretim planlamasını zorlaştırıyor. Daha az su isteyen çiçek türlerine yönelmemiz gerekiyor" dedi. Ayrıca artan maliyetlerin üreticileri zorladığını belirterek, gübre, ilaç ve enerji fiyatlarındaki yükselişin sektörü olumsuz etkilediğini söyledi. "Seralarda Kadın Emeği Ön Planda" Çiçek üretiminde kadın işçilerin büyük bir rol üstlendiğini belirten Göbüş, "Seralarımızda çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Tarım sektöründe kadın emeği çok önemli bir yer tutuyor" dedi. Yaklaşık 30 yıldır tarım sektöründe çalışan Asiye Kılınç ise işini severek yaptığını dile getirerek, "Çiçeklerle özel bir bağ kuruyorum, sabah geldiğimde bir gecede açtıklarını görmek beni mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Antalya’daki üreticiler, Kadınlar Günü gibi özel günlerde artan taleple birlikte ihracatta önemli bir başarı yakalarken, lojistik avantajlarını kullanarak Avrupa pazarındaki güçlü konumlarını korumayı hedefliyor.

Keşan'da Kuraklık ve Sıcaklık Stresi Masaya Yatırıldı Haber

Keşan'da Kuraklık ve Sıcaklık Stresi Masaya Yatırıldı

EDİRNE (İHA) - Edirne’nin Keşan ilçesinde, ‘Tarla Bitkilerinde Kuraklık ve Sıcaklık Stresi’ başlıklı bir toplantı gerçekleştirildi. Keşan Ziraat Odası ve Türkiye Tarım Yayım ve Danışmanları Derneği (TAR-DER) Edirne İl Temsilciliği tarafından organize edilen toplantı, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Konferans Salonu’nda yapıldı. Toplantıya Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Dr. İrfan Öztürk, TAR-DER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Uzman Tarım Danışmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Lütfü Açar, TAR-DER Edirne İl Temsilcisi Uzman Tarım Danışmanı Ziraat Mühendisi Turgut Durak, Keşan Ziraat Odası Başkanı Hasan Şen ve çok sayıda üretici katılım gösterdi. Tarımsal üretimin iklim değişikliklerinden doğrudan etkilendiğini vurgulayan Lütfü Açar, "Bir yıllık emeğin ve de masrafların bu safhalarda yapılacak doğru davranışlar ile ilişkili olduğu bilinmelidir. İklim değişikliğinin sizlerin uygulama alışkanlıklarınızda da değişiklikleri beraberinde getireceği konusu da bilinmelidir" dedi. Keşan Ziraat Odası Başkanı Hasan Şen ise özellikle yaz aylarında yaşanan kuraklığın tarıma olumsuz etkilerine dikkat çekerek, çiftçilerin bu duruma karşı bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Dr. İrfan Öztürk, iklim değişikliğinin tarımsal üretimde ciddi kayıplara yol açtığını ifade ederek, "Geçen yıl bölgede yüzde 50'ye varan verim kaybı yaşandı. Ayçiçeğinde tabla oluşum dönemi 75 gün sürdü. Bölgemizde sıcaklık stresi de Temmuz ayında başlıyor. Bölgemiz için en kritik dönem nisan ve mayıs ayları. Dolayısıyla ekim zamanı mart ayı içerisinde yapmalı. Ayrıca maalesef ayçiçeğinde ekim zamanında gübreleme yapılmıyor. Bundan sonra gübrelemeyi ekim döneminde yapmayı tavsiye edeceğiz. Genellikle bölgede alışkanlığımız nedeniyle nisan ayı sonunda ya da mayıs ayında ekim yapılıyordu. Nisan ayında kuru toprağa yağış olur diye ekim yaptığımızı düşünürsek, mayıs ve haziran ayları sonunda, çiçek tablama dönemi, temmuz ayına gelecek. Dolayısıyla bu durumda bitki kuraklığa maruz kalacak. Ekim zamanı bu kadar önemlidir" dedi. İklim değişikliğine uyum sağlamak için tarımda köklü değişimlerin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Öztürk, "Artık iklim değişiyor. Bu nedenle bildiğimiz her şeyi unutacağız. İklim değişti, bizim de değişmemiz gerekiyor. Bu anlamda çok hassas olup birçok şeyi takip etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Toplantı, tarımda sürdürülebilirliği sağlamak adına önerilerin paylaşılmasıyla sona erdi.

TİGEM’den 2024 Tarım Değerlendirmesi ve 2025 Hedefleri Haber

TİGEM’den 2024 Tarım Değerlendirmesi ve 2025 Hedefleri

Bitkisel ve Hayvansal Üretimde TİGEM’in Rolü Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Türkiye genelinde 17 işletmesiyle hem bitkisel hem hayvansal üretimi artırmayı hedefliyor. 3,5 milyon dekar alanda üretim yapan TİGEM, özellikle hububat tohumu üretimine yoğunlaşarak çiftçilere destek sağlıyor. 2024 yılında, 1 milyon 27 bin dekar alanda ekim gerçekleştirilirken, 346 bin tonluk üretim hedefi konuldu. Kuraklık Üretimi Etkiledi TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, 2024’ün kurak bir yıl olduğunu ve bu durumun üretimi bir miktar düşürdüğünü ifade etti. Buna rağmen sertifikalı tohum üretimi artırıldı ve pazar payı yüzde 21 seviyesinde korundu. “Her 4 tohumdan biri TİGEM çeşidi” diyen Gezginç, tohum satışlarında bir önceki yıla göre yüzde 21 artış yaşandığını vurguladı. İyi Tarım Sertifikalı Üretim ve Sürdürülebilirlik TİGEM’in 2019 yılından beri tüm arazilerinde “iyi tarım sertifikalı” üretim yaptığını belirten Gezginç, Türkiye’deki iyi tarım uygulama alanlarının yüzde 57’sinin TİGEM’e ait olduğunu söyledi. Ayrıca, sulamada basınçlı sistemler (damla ve yağmurlama) kullanılarak toprak ve su koruma çalışmalarına önem verildiği aktarıldı. İklim Değişikliği ve Kuraklığa Dayanıklı Tohumlar İklim değişikliğine uyum sağlamak amacıyla TİGEM’in ürettiği tohumların yüzde 40’ının kuraklığa dayanıklı olduğunu ifade eden Gezginç, “Üretimi etkileyebilecek her türlü şarta hazırlıklı olmaya çalışıyoruz” dedi. İklim değişikliğinin tarımsal üretime etkilerini minimize etmek için Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliği yapıldığı belirtildi. Ceylanpınar: Dünya’nın En Büyük Tarım İşletmesi TİGEM’in Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nin tek parça halinde dünyanın en büyük tarım işletmesi olduğunu vurgulayan Gezginç, “Ülkemizin üretiminin sigortası olarak çiftçiye her zaman gerekli desteği sağlamaya hazırız. Türkiye’nin kendine yeterliliği konusunda halkımızın hiçbir şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı. 2025 İçin Rekolte Hedefi 346 Bin Ton Her yıl rekolte hedefi koyduklarını belirten Gezginç, 2025 yılı için de hedefin 346 bin ton olduğunu söyledi. TİGEM, sürdürülebilir ve yüksek kaliteli tarımsal üretimi desteklemeye devam edecek.

Adana'da Sıcak Hava Krizi: Ağaçlar Uyandı, Barajlar Tehlikede Haber

Adana'da Sıcak Hava Krizi: Ağaçlar Uyandı, Barajlar Tehlikede

ADANA (İHA) - Ocak ayında 30 dereceye ulaşan sıcaklıklar Adana’da narenciye ağaçlarını erken çiçeklendirdi. Mart ayında açması gereken çiçekler Ocak ayında tomurcuklandı. Ancak bu durum, Kozan Barajı’ndaki doluluk oranlarının kritik seviyelere gerilemesiyle tarımsal kriz endişelerini artırdı. Adana’da beklenenden yüksek seyreden sıcaklıklar, narenciye ve diğer tarımsal üretim faaliyetlerini olumsuz etkiledi. İklim krizinin etkilerini gösterdiğini belirten uzmanlar, bu olağandışı sıcaklıkların hem ürün veriminde hem de sulama sistemlerinde ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade ediyor. "BU, İKLİM KRİZİNİN BİR SONUCU" Yüksek Ziraat Mühendisi Barış Kurtaran, Adana’da yaşanan sıcaklıkların ve yağışsız dönemin, tarım açısından kritik bir problem oluşturduğunu belirterek, "Bu aslında iklim krizinin bir sonucu. Dünyanın farklı yerlerinde yağışlar görülebilirken Anadolu coğrafyasında yağış yok. Şu an mevsim normallerin çok üzerinde seyreden sıcaklıklar var. Dışarı çıkan vatandaşlarımız ne güzel hava var dese de, havaların sıcak ve yağmursuz gitmesi tarım açısından ciddi bir kriz" dedi. "NARENCİYE ÇİÇEK AÇTI, HASAR RİSKİ ÇOK YÜKSEK" Kurtaran, özellikle narenciye ağaçlarının erken çiçeklenmesinin, ilkbaharda yaşanabilecek don olaylarına karşı hassasiyet yarattığını ifade etti. "Baraj üzerinden sulanan tüm alanlarda üretim ve kalite sıkıntısı olma riski şu an çok yüksek. Bölgede ilk ürün ve ikinci üründe yağmursuzluk bu derece yüksek olursa ilk ürün ekimi ve sebze ekimine de izin verilip yapılamaz. Şu an belki seralarda müdahale edilebilir. Damlama yapan çiftçiler toprağı nemli tutarak ağaçların geç uyanmasına destek olabilir ama narenciyeler çiçek açmış durumda" diye ekledi. Barajlardaki düşük doluluk oranı ve sıcaklıkların mevsim normallerinin üstünde seyretmesi, Adana’da hem üreticileri hem de uzmanları endişelendiriyor.

Burdur Gölü Kuruyor: Su Seviyesi 20 Metre Azaldı Haber

Burdur Gölü Kuruyor: Su Seviyesi 20 Metre Azaldı

Dramatik Su Kaybı ve Kirlilik Sorunu Burdur Gölü'nün su kotu, 1971 yılında 857,37 metre olarak ölçülürken, Ocak 2025'te 836,72 metreye geriledi. Aynı dönemde gölün yüzey alanı yarı yarıya küçülerek 11 bin 644 hektara düştü. Gölün hacmi ise yalnızca son bir yılda 94 hektometreküp azaldı. Bunun yanında, çevre kirliliği ve bilinçsiz atık bırakma gölü tehdit eden diğer sorunlar arasında yer alıyor. Göl kıyısında çöp yığınları birikiyor ve metan gazı çıkışı gözlemleniyor. "Acil Önlemler Alınmazsa Felaket Yakın" Burdur Gölü üzerine çalışan Prof. Dr. İskender Gülle, iklim değişikliğinin ve yağış rejimindeki değişimlerin gölü olumsuz etkilediğini belirterek, “Son yıllarda yağışlar normalin çok altında. Burdur Gölü, 50 yıl içinde su seviyesinde 20 metreden fazla bir kayıp yaşadı ve hacminin yarısını yitirdi” dedi. Gülle, yaşanan kuraklığın çevresel etkilerinin yalnızca sulak alanları değil, tüm bölgeyi etkilediğini vurguladı. "İklim Değişikliğine Karşı Acil Eylem Gerekli" Prof. Dr. Gülle, "Kötü anlamda değişen bir çevrede sağlıklı bir gelecek mümkün değil. İklim değişikliğine uyum sağlamak ve su kaynaklarını korumak için acil önlemler alınmalı," diyerek uyarıda bulundu. Kuraklık ve çevre kirliliğiyle mücadelede halkın bilinçlendirilmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.