TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Kirliliği

AGRONEWS - Su Kirliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kirliliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gürsu'da GÜRTAM ile Tarımsal Dönüşüm Başlıyor Haber

Gürsu'da GÜRTAM ile Tarımsal Dönüşüm Başlıyor

BURSA (İHA) - Bursa’nın verimli Gürsu Ovası’nda tarımsal dönüşümün öncüsü olan Gürsu Belediyesi, Gürsu Tarımsal Araştırmalar Merkezi’ni (GÜRTAM) kurarak önemli bir projeye imza atıyor. AR-GE Müdürlüğü çatısı altında başlatılan bu proje, su kıtlığı ve sulama sistemlerinin yetersizliği, tarımsal sanayinin gelişmemiş olması, sanayi kaynaklı çevre kirliliği, mevsimlik işçilerin barınma sorunları, markalaşma eksikliği ve fiyat regülasyonunun sağlanamaması gibi temel problemlere çözüm getirmeyi hedefliyor. GÜRTAM kapsamında AB hibe destekleri ile Ticaret Borsası, Ekolojik Yaşam Parkı, Kompost Tesisi, Endüstriyel Meyve Kurutma Tesisi, Sera OSB, Akıllı Tarım Sistemleri ve analiz laboratuvarları gibi projeler başlatılacak. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, Gürsu Ovası’nı korumak ve tarımı geliştirmek için detaylı projeler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Bursa Teknik Üniversitesi Teknoparkı ile iş birliği yapılarak Akıllı Sulama, Tarla ve Sera Takip Sistemi, Soğuk Hava Depoları Akıllı Takip ve İklimlendirme Sistemi gibi uygulamalar hayata geçirildi. Ağaköy Kooperatifi’nde pilot olarak başlatılan soğuk hava depoları takip sistemi, ürünlerin ideal koşullarda saklanmasını sağlayarak hem enerji tasarrufu hem de maliyet avantajı sunuyor. Başkan Işık, Gürsu’nun tarım ve gıda teknolojilerinde öncü bir bölge haline geldiğini vurgulayarak, "Hibe Şampiyonu Gürsu Belediyesi olarak yeni projemiz için son derece heyecanlıyız. Umarız tarımımız için en iyisini el birliği ile yapacağız" dedi.

Uzmanlar Uyardı: Marmara Denizi’nde Müsilaj Tehlikesi Büyüyor Haber

Uzmanlar Uyardı: Marmara Denizi’nde Müsilaj Tehlikesi Büyüyor

Müsilaj Yeniden Göründü Marmara Belediyeler Birliği'nin 50. yılı kapsamında Bursa’da düzenlenen etkinlikte, Marmara Denizi ve müsilaj tehlikesi ele alındı. Programda konuşan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın denizdeki biyolojik üretimin ilk basamağı olan planktonların aşırı çoğalması sonucu oluştuğunu belirtti. Deniz yüzeyinin sıcaklığının 10,5 dereceye ulaştığını vurgulayan Sarı, "Deniz şartlarında 40-50 yıllık rekorlar kırılıyor. Kirlilik önlenmezse müsilaj felaketi kaçınılmaz" dedi. Deniz Kirliliği Sorunu Çözülmedi Sarı, 1980'li yıllardan bu yana belediyeler ve hükümetler değişse de Marmara Denizi’ne atık deşarjının değişmediğini belirterek, şu tespitlerde bulundu: Evsel atıkların sadece %51,7’si ileri biyolojik arıtmadan geçiriliyor. Bandırma’da arıtma tesisi yok, sadece pompalama tesisi var ve atıklar doğrudan Marmara Denizi'ne deşarj ediliyor. Denize kıyısı olan belediyeler atıklarını pompalarla basıyor, ancak bu atıklar Marmara'da kalıyor. Saros Körfezi'ne Kadar Yayıldı Sarı, 2021’de hazırlanan eylem planı uygulanmış olsaydı bugün müsilaj sorununun yaşanmayacağını belirterek, müsilajın Kuzey Ege’deki Saros Körfezi’ni bile etkilediğini söyledi. Müsilaj nedeniyle deniz çayırlarının, mercanların ve midyelerin zarar gördüğünü, balıkçılık ve turizmin olumsuz etkilendiğini vurgulayan Sarı, "Nisandan itibaren müsilaj yüzeye çıkacak. Küçük balıkçılar perişan durumda. Harekete geçmezsek Marmara’yı kaybedeceğiz" dedi.

Burdur Gölü Kuruyor: Su Seviyesi 20 Metre Azaldı Haber

Burdur Gölü Kuruyor: Su Seviyesi 20 Metre Azaldı

Dramatik Su Kaybı ve Kirlilik Sorunu Burdur Gölü'nün su kotu, 1971 yılında 857,37 metre olarak ölçülürken, Ocak 2025'te 836,72 metreye geriledi. Aynı dönemde gölün yüzey alanı yarı yarıya küçülerek 11 bin 644 hektara düştü. Gölün hacmi ise yalnızca son bir yılda 94 hektometreküp azaldı. Bunun yanında, çevre kirliliği ve bilinçsiz atık bırakma gölü tehdit eden diğer sorunlar arasında yer alıyor. Göl kıyısında çöp yığınları birikiyor ve metan gazı çıkışı gözlemleniyor. "Acil Önlemler Alınmazsa Felaket Yakın" Burdur Gölü üzerine çalışan Prof. Dr. İskender Gülle, iklim değişikliğinin ve yağış rejimindeki değişimlerin gölü olumsuz etkilediğini belirterek, “Son yıllarda yağışlar normalin çok altında. Burdur Gölü, 50 yıl içinde su seviyesinde 20 metreden fazla bir kayıp yaşadı ve hacminin yarısını yitirdi” dedi. Gülle, yaşanan kuraklığın çevresel etkilerinin yalnızca sulak alanları değil, tüm bölgeyi etkilediğini vurguladı. "İklim Değişikliğine Karşı Acil Eylem Gerekli" Prof. Dr. Gülle, "Kötü anlamda değişen bir çevrede sağlıklı bir gelecek mümkün değil. İklim değişikliğine uyum sağlamak ve su kaynaklarını korumak için acil önlemler alınmalı," diyerek uyarıda bulundu. Kuraklık ve çevre kirliliğiyle mücadelede halkın bilinçlendirilmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Mersin ve İskenderun Körfezleri Akdeniz'in En Kirli Bölgeleri Haber

Mersin ve İskenderun Körfezleri Akdeniz'in En Kirli Bölgeleri

Mersin ve İskenderun Körfezleri Akdeniz’in En Kirli Bölgeleri Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Akdeniz kıyılarındaki kirliliğin, oksijen seviyelerini düşürecek kadar arttığını ve bu durumun denizdeki canlılar için büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Mersin ve İskenderun Körfezleri, bölgedeki en kirli alanlar arasında yer alıyor. Kirliliğin Kaynağı: Şehir Deşarjları ve Nehirler Prof. Dr. Salihoğlu, Akdeniz'deki kirliliğin ana kaynağının şehir deşarjları olduğunu belirtti. Ayrıca, nehirlerden gelen tarımsal ve endüstriyel kirliliğin de büyük bir baskı oluşturduğunu vurguladı. Mersin’deki plastik atıklar ve diğer eşyalardan oluşan kirliliğin çoğu, karasal kaynaklardan denize ulaşıyor. Oksijen Seviyeleri Düşüyor, Ekosistem Zor Durumda Kirliliğin boyutlarının arttığını belirten Salihoğlu, “Oksijen seviyeleri azalıyor ve denizdeki görüş mesafesi düşüyor. Bu sağlıksız bir ekosistemi işaret ediyor” dedi. Ayrıca, denizdeki kirliliğin, ekosistemi değiştirdiğini ve ekosistemin direncini azalttığını belirtti. İklim Değişikliği ve Kirlilik Birleşince Tehdit Artıyor Salihoğlu, kirliliğin ve iklim değişikliği baskılarının birleştiğinde, deniz ekosisteminin ciddi şekilde zayıfladığını ifade etti. Bu durumun sadece deniz canlıları için değil, insan sağlığı için de tehdit oluşturduğunu vurguladı. Şehir deşarjlarının ileri arıtmadan geçmesi gerektiğini, aksi takdirde suya zararlı bakterilerin karışabileceğini söyledi. Plastik Atıklar Karasal Kaynaklardan Geliyor Plastik atıklara da dikkat çeken Salihoğlu, “Plastik atıklar denize karasal kaynaklardan geliyor, özellikle nehirlerden” dedi. Ceyhan Nehri’nin bu kirliliği artıran önemli bir kaynak olduğunu belirtti ve tek kullanımlık plastiklerin doğaya bırakılmaması gerektiğine dikkat çekti.

Ayvalı Dere Kan Ağlıyor: Tarım Arazileri Tehlikede Haber

Ayvalı Dere Kan Ağlıyor: Tarım Arazileri Tehlikede

Sorunun Boyutları Su Kalitesinin Düşmesi: Kimyasal atıklar, derenin su kalitesini olumsuz etkileyerek suda yaşayan canlıların ölümüne neden oluyor. Toprak Kirliliği: Dere suyuyla sulanan tarım arazileri, kimyasallarla kirleniyor ve toprak verimliliği azalıyor. Sağlık Riskleri: Kirlenmiş toprakta yetişen ürünlerin tüketimi, insan sağlığı için ciddi riskler taşıyor. Ekosistem Bozulması: Dere ve çevresindeki ekosistem, kimyasal kirlilik nedeniyle büyük zarar görüyor. Nedenleri Endüstriyel Atıklar: Bölgedeki tekstil fabrikalarından kaynaklanan kaçak deşarjlar, en büyük kirlilik kaynağı olarak gösteriliyor. Atık Su Arıtma Tesislerinin Yetersizliği: Mevcut atık su arıtma tesislerinin kapasitesi, sanayi atıklarının yükünü karşılamaya yetmiyor. Gözetim Eksikliği: Denetimlerin yetersiz olması, fabrikaların kaçak deşarj yapmasına olanak tanıyor. Çözüm Önerileri Kesin Denetimler: Fabrikaların atık su deşarjlarının düzenli olarak denetlenmesi ve kaçak deşarjların önlenmesi. Atık Su Arıtma Tesislerinin Kapasitesinin Artırılması: Mevcut tesislerin kapasitesinin artırılması ve yeni tesislerin kurulması. Yeşil Alanların Artırılması: Dere çevresinde yeşil alanların oluşturulması, suyun kendini temizlemesine yardımcı olacaktır. Toprak Analizleri: Tarım arazilerinde düzenli olarak toprak analizleri yapılması ve kirli toprakların rehabilitasyonu. Kamuoyunun Bilinçlendirilmesi: Çevre sorununa dikkat çekmek ve çözüm için kamuoyunun desteğini almak. Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi: Tekstil sektöründe daha az zararlı kimyasallar kullanan üretim yöntemlerinin geliştirilmesi. Yasal Düzenlemeler: Çevre mevzuatının güçlendirilmesi ve cezai yaptırımların artırılması. Sonuç olarak, Ayvalı Dere'nin kırmızıya dönmesi, Bursa'nın ve çevresinin karşı karşıya olduğu ciddi bir çevre sorunudur. Bu sorunun çözümü için tüm paydaşların ortak bir çaba göstermesi gerekmektedir. Aksi takdirde, hem çevre hem de insan sağlığı olumsuz etkilenmeye devam edecektir.

İzmir Çakalburnu Dalyanı’nda deniz marulu tehdidi Haber

İzmir Çakalburnu Dalyanı’nda deniz marulu tehdidi

Sürdürülebilir Kalkınma Gençlik Liderleri Eğitim Programı (SÜGEP) Başkanı Umut Dilsiz, deniz marullarının toplansa bile yeniden hızlıca çoğaldığını belirterek “Temizlemek çözüm değildir. Yağmur sularını kanalizasyondan ayıran bir sistemin acilen oluşturulması gerekiyor” dedi. İzmir’in Körfezi’nde sıklıkla ortaya çıkan ve halk arasında ‘deniz marulu’ olarak da bilinen algler, yeniden artış gösterdi. Deniz marulu, İnciraltı mevkiinde bulunan ve yüzlerce çeşit canlı türüne ev sahipliği yağan Çakalburnu Dalyanı’nın bazı noktalarında, yaşanan kirlilik nedeniyle denizin yüzeyini kapladı. Sudaki kirlilik deniz marullarını artırıyor SÜGEP Başkanı Umut Dilsiz, deniz marullarının çoğunlukla denizdeki kirlilikten kaynaklandığını ve belirli oranda bulunduğu zaman ekosistem için faydalı bir bileşen olduğunu söyledi. Bileşenler arasında çok fazla sektörün işine yarayabilecek hammadde potansiyeline de sahip olduğunun altını çizen Dilsiz, şunları kaydetti: “Bu özellikleri bilinmediği için aşırı popülasyon artışı nedeniyle körfezde bu çevre sorunuymuş gibi algılanıyor. Sorun aslında sudaki kirlilik. Bu da arıtma tesislerinde yeterli şekilde arıtılamayan kanalizasyon sularının denize deşarj edilmesinden kaynaklanıyor. Aynı zamanda tarım alanları kullanılan zararlı kimyasalların toprağa karışıp yeraltı sularıyla denize geliyor olması gibi başka sorunlar da var. Bir şekilde biz körfezi kirletiyoruz ve bunun sonucunda da bu marullar çoğalıyor.” “30 yıl önce yapılmış tesislerin kapasitesinin nüfusa uygun hale getirilmesi lazım” Öncelikle kentin sahibi olduğu arıtma tesisinin kapasitesinin artırılması gerektiğine dikkat çeken Dilsiz, “İzmir’in nüfusu 1 buçuk milyon civarındayken, 30 yıl önce yapılmış bir tesislerimizde kapasitesinin şu andaki nüfusa uygun şekilde artırılması lazım. Arıtma tesisine sadece kanalizasyon değil yağmur suları da birlikte gittiği için altyapı olarak yağmur sularını kanalizasyondan ayıran bir sistemin acilen oluşturulması gerekiyor. Bilinçli olmalıyız. Bir çevre sorunu yaşıyorsak insanların da çevreye karşı duyarlı olması gerekiyor” ifadelerine yer verdi. “Temizlemek çözüm değil” Dilsiz, deniz marullarının nüfusunun arttığı zaman, suyun üzerinde oksijenlenmeyi de engelleyici bir katman oluşturduğunu vurguladı. Böylelikle su altındaki yaşamı tehdit eden bir durumun ortaya çıktığını belirten Dilsiz, “Temizlemek çözüm değildir. Kirlilik devam ettiği sürece çok hızlı çoğalan bir organizmadır deniz marulları. İki üç günde bir temizlense kısa sürede tekrar aynı duruma gelecektir” cümlelerini aktardı. Deniz marullarının endüstriyel kullanımı olduğunu da ifade eden Dilsiz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim çevre sorunuymuş gibi konuştuğumuz deniz marulları, Portekiz’de yapay olarak çiftliklerde üretmek için çok büyük fonlarla üretim faaliyetleri yürütülüyor. Endüstriyel bir ham madde olarak kullanılabilecek yapıya sahip.” İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri ise deniz marullarının temizlenmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.